img

Bize Ulaşın

  • Üniversite, İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Avcılar Kampüsü İşletme Fakültesi Kültür Kulübü Odası, 34322 Avcılar/İstanbul
  • info@kulturkulubu.com

Sanırım hepimiz bir noktada hayatına keşkeler ile devam ediyoruz. Geriye ise “Keşke daha farklı kararlar verseydim.”, “keşke oraya gitmeseydim.” Ya da “keşke hayatım böyle olmasaydı.” denilerek geçmiş bir ömür kalıyor. Zamanında başka yolları tercih etmeyi dilerken önümüzdeki yolun ışığını ve harikalığını göremiyoruz. Ve bugün bahsedeceğim tiyatro oyunu olan “Harika Şeyler Listesi” tam da bu konu üzerinde bizleri sorgulatan bir oyun.

 

Bora Akkaş’ın tek başına sahnede yer aldığı, zaman zaman seyircisiyle interaktif şekilde ilerleyen oyun; bir çocuğun yaşamaya değer şeyler bulamayan annesinin hastanede geçirdiği günlerde, ona hayata tutunması için bir liste yapmasını konu alıyor. Bu listeye “Harika Şeyler Listesi” adını veriyor. Harika şeyler listesinin ilk maddeleri ise: Dondurma, su savaşı ve uyku saatini geçirip geç saate kadar televizyon seyretmeme izin verilmesi.

İlk bakışta ne kadar basit şeyler. Bir çocuğun gözünden harika olan, yaşamaya değer şeylerin listesi dondurma ile başlıyor. Oyunu izlerken ister istemez kendi harika şeylerinizi düşünmeye başlıyorsunuz. Asıl vurucu nokta ise listeye koyacak kadar değerli bulmadığınız anılar ile oluyor. Sanki hiçbir şey harika değilmiş gibi. Bütün hayatımız keşkelerle, pişmanlıklarla geçmiş gibi. Halbuki bir çocuğun gözünde bu listeye çok basit şekilde bir numaraya dondurma yazılıyor. Belki de bizler hayatın karmaşası içinde basit düşünmeyi unutmuşuzdur ve renkler anlamını yitirmeye başlamıştır. 

 

Oyun ilerledikçe liste de büyüyor. Liste büyüdükçe insanın hayatında fark etmediği, hayatı yaşanabilir kılan şeyler netleşiyor. Oyun bittiğinde kucağınıza bırakılan kocaman bir farkındalık var: Hayata keşkelerin karanlığında değil, zaten sahip olduğumuz harika şeylerle devam edebiliriz. O şeyleri harika yapan, en basit halleriyle bile bize ait olmaları. Oyunun başında harika şeyler listeme bir madde bile koyamazken, bittiğinde ilk maddem çoktan hazırdı: Sabah erken kalkıp sesi kısık halde çizgi film izlemek.

 

Bazen önümüzdekini görebilmek için yüzümüze gerçeklerin vurulması gerekiyor. Bu oyun bunu o kadar nostaljik ve o kadar derin bir yerden yapıyor ki düşünmeden ve aydınlanmadan geçen tek bir saniyesi bile yok. 

Hayatın yoğunluğu bize güzellikleri, yaşamaya değer anları unutturuyor olabilir ama bir yerlerde kıyıda köşede kalmış ufak anlar var ki onlar gerçekten harika ve yaşamı değerli kılan asıl şeyler. Harika şeylerin listesini yapmaya başladıkça kaybolan renkler ve anlamlar geri geliyor. Hayat bir çocuğun gözündeki gibi parlak oluyor. Bu his ise sizi eski bir dost gibi kucaklayıp, yaralarınızı sarıyor. Harika şeyler var, sadece onların ufak anlarda olduğunu kabullenmek gerekiyor.

Yazar: Beste Gül Taş