img

Bize Ulaşın

  • Üniversite, İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Avcılar Kampüsü İşletme Fakültesi Kültür Kulübü Odası, 34322 Avcılar/İstanbul
  • info@kulturkulubu.com

İnsanın ayağına bir bütün zaman serilmiş olsa da biz insanlar kendimizi hep anın akışında buluruz. Ahmet Hamdi Tanpınar’ın yazdığı şu satırların ötesinde belki anlatmak istediklerim “Ne içindeyim zamanın, / Ne de büsbütün dışında; / Yekpare, geniş bir anın/ Parçalanmaz akışında.″ Veya belki de kıyısından köşesinden dolanıyorum da Ahmet Hamdi Tanpınar ile aynı yere varacağımı bilmeden onunla aynı düşünceyi paylaşıyorum. Ama en nihayetinde yaratılışımızdan gelsin veya gelmesin biz an kavramının sınırları dahilinden çıkamayacak varlıklarız. Bu hikâye Adem babaya kadar dayanır fikrimce. Biz onunla anın şarabi tarafına kapılarak bir daha uyanmamak üzere sarhoş olmuşuzdur. O cennetten kovulma hikayesi aklımıza sadece ısırılan kırmızı, yeşil veya daha masalsı haliyle parıldayan kristalimsi yapısıyla bir elmayı ve aynı elmanın duyu organlarımızı harekete geçiren kokusunu getirmemelidir. Çünkü o ısırılan elma bize anın kapılarını aralamıştır. Bu elmayı ister şehvet ile ilişkilendirelim ister başka bir şeyle bu elma insanın içinde keşfedilmiş olsa dahi araştırılması için üstüne gidilmeyen bir buzdağının görünmeyen kısmıdır. Görüyoruz ki anlık bir hata insanı nerelere sürüklüyor. 

Düşünceme göre insanın anın sınırlarını aşan kavramlara ve o sınırları aştığını sandığı insanlara karşı duydukları hayranlıklarının nedeni de bu anın dışına çıkamayışıdır. Mesela sempati duymak anlık bir olayın parçasıdır ve belki de kırk yıllık bir birlikteliğin önüne geçen bir güce sahiptir. İnsan anlayamasa da sadakat de bazen öyle anlık duyguların altında ezilir ve insanlığa sirayet etmiş yaygın bir hastalık gibi sanki bir grip gibi hep insanlığın gardını düşürür. Belki de bu yüzden kalabalıkların arasında sıradanlaşmış olan sadakatsizliğe karşı farklılığı meydana getiren sadakat de sırf bu yüzden biz insanlar arasında bu kadar değer görüyordur. Ve bununla bağlantılı olarak insanlar toplumda önemli konumlar elde etmiş insanlara imrendikleri gibi sadakatlerinden ödün vermeyen insanlara imreniyorlardır. Ve sadakat ile ilişkilendirebileceğimiz insanların diğer insanlar arasında sahip oldukları değer de tüm bu saydığım nedenlerden dolayı arttıkça artıyordur.

Yazar: Hüseyin Gökdeniz Özertaş