img

Bize Ulaşın

  • Üniversite, İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Avcılar Kampüsü İşletme Fakültesi Kültür Kulübü Odası, 34322 Avcılar/İstanbul
  • info@kulturkulubu.com

Tüketim ve üretim birbirine dönüşerek gelişen iki faaliyet peki gösteriş bu işin neresinde kalıyor? Tüketimi ne yönde değerlendirdiğimiz önemli bu olguda çünkü içeriği tüketirken; kendimizi o içeriğin kültüründe geliştirmek mi, sadece keyif almak mı, içeriğin üstüne üretmek mi yoksa insanlara o içeriği tükettiğimizi göstermek istediğimiz için mi tüketiyoruz? Aynı anda birçok amacımız olabilir hem keyif almak hem üretmek gibi ama asıl sorun tek amaç göstermek olduğunda başlıyor ki insanların bu amaca olan tercihinin son yıllarda artış gösterdiğini düşünüyorum.
Örnek olarak; kahve kitap paylaşımları, kitap okuma alışkanlığı oranının düşmeye başladığı 2010’lu yıllardan beri sosyal medyada yerini koruyor. Bu oranın düşmesiyle beraber kitap okumak bir alışkanlıktan çok bir meziyet olarak görülmeye başladığı için bu meziyete sahip olduğunu insanlara göstermek isteme sebebi anlaşılabilir. Ancak okumak, kendini geliştirmeye dair bir hobi sadece ve meziyet olduğunu düşünmek dışında ilgi duyduğu hobiyi insanlarla paylaşmak istemek de oldukça anlaşılır.
Sosyal medya üzerinden devam edecek olursak eğer; bu gösterişten bahsederken sergilerde çekilen fotoğrafların, gidilen tiyatro oyunlarından sahne ya da afişlerin paylaşımını yapmak üzerinde de durulabilir. Bazen insanların bu kültürdeki paylaşım tercihi bu sergi ve oyunların popülerlik ve pahalılığına göre bile değişebiliyor bu ise gösterişin bir başka yüzü. Bu yüzden paylaşım yaparken bu farkın gözetilmesi de asıl önemsenen olgunun göstermek olduğunu hissettiriyor bana.
Sosyal medya üzerinden tüketimi göstermenin tek yolu paylaşmak da değil artık burada ise profillerimizde linklerini taşıdığımız çevrimiçi arşivler konuya dahil oluyor. Letterboxd ve 1000kitap gibi bu çevrimiçi arşiv siteleri yine 2010 yıllarında ortaya çıkmış ama popülerliklerinin zirve yaptığı dönem için günümüz diyebiliriz. Bu arşivlerin işlevini açıklamak gerekirse izlediğimiz filmleri Letterboxd’a kaydedip puanlayabiliriz, okuduğumuz kitapları ise 1000kitap üzerinden kaydederek puanlayabiliriz. Olay buraya kadar arşivlemek ve geri izlenim bırakmak olarak devam ediyor. Ancak gösteriş işin içine bu sitelerde oluşturduğumuz arşivleri sosyal medyadaki profillerimize ekleyerek görünür hale getirdiğimizde başlıyor.
Paylaşmanın amacını ele aldığımızda ortak ilgi alanları, ortak tüketim alanları olan insanlarla birleşmekte kolay yol sağlaması olabilir; kendini dolaylı yoldan tanıtmak da olabilir ki aslında her bir tüketim, insanın iç dünyasını etkilediği kadar görünür dış dünyasını da etkileyebilir. Artık dijital bir dünyada yaşadığımız için de sosyal medyamız da dış dünyamızın büyük bir parçası.
Karakterimizi ortaya koyduğumuz yer olarak insanlara en çok hitap ettiğimiz yer olan sosyal medyayı seçebiliriz. Ancak bu tanıtılan karakterin doğallıktan çıkıp bir role dönüşmesi tehlikeyi başlatıyor. Bir role girmek, kendini kaybetmenin ilk adımlarından biri olarak düşünülebilir. Bu sebeple böyle bir tüketim ve gösteriş çağında ise yapılabilecek en iyi seçenek insanın kendiyle yüzleşmesi. Kendine sorması; amacını, neler hissettiğini, gerçekten bu tüketimi isteyip istemediğini… Bu yüzleşme sonrası insan kendisi karar vermeli neden tükettiğine ki bilinçli tüketebilmeli.

Yazar: Sıla Kızıl