img

Bize Ulaşın

  • Üniversite, İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Avcılar Kampüsü İşletme Fakültesi Kültür Kulübü Odası, 34322 Avcılar/İstanbul
  • info@kulturkulubu.com

Spotify, yakın bir zamanda bazı şarkıları dinlerken kliplerini izleme özelliği getirdi. Bu yeniliğe sevinmek şöyle dursun, belli belirsiz bir rahatsızlık hissedince benim için çoktandır var olan bir tartışma konusu tekrardan gündeme geldi: Müzik “dinleme” eylemi, başat olarak kulaklarla yapılır, öyle değil mi? Bunu yapmak varken bize eşlik etmesi için sunulan kısa filmlere gerçekten ihtiyacımız var mı? Gördüklerimizle dinlediğimiz müzikler arasındaki bağ, bizim yıllardır düşünegeldiğimiz kadar gerçek mi?

Müzik endüstrisi hakkında söyleyecek sözü muhtemelen benden fazla olan Beyoncé’nin 2024 yılından bir açıklamasına gidelim. Son iki albümündeki şarkılarından hiçbirinin klibi olmaması konusunda Amerikalı şarkıcı, “Her şeyin görselliğe indirgendiği bir dönemde, dünyanın sese odaklanmasının önemli olduğunu düşündüm. Müzik, tarihi ve enstrümantasyonu açısından öylesine zengin ki; sindirmek, araştırmak ve anlamak aylar alıyor. Müziğin kendi başına nefes alabileceği bir alana ihtiyacı var.” diyerek anlatıyor meramını. Olay sadece müziğe verilen emeğe saygısızlık etmekten de ziyade, gün içinde her şeyle uğraşmaktan yorgun düşen gözlerimize bir mola vermek ve en iyi yaptıkları işi yapmalarına alan tanıyarak kulaklarımıza hak ettikleri değeri göstermekten geçiyor. Ben bunun bize farklı bir deneyim vadettiğini düşünüyorum. Şu an gözünüz, burada yazan kelimeler ve zihniniz arasındaki ilişkiyi düşünün. Bu kelimeleri size sesimle aktarıyor olsam etkileyici bir anlatım için tonlama ve telaffuzlarıma özen göstermem gerekirdi, hatta aynı durum bir video kaydı için geçerli olsa mimiklerim, vücut dilim, kıyafetlerim bile işe dahil olmuş olurdu. Oysa bu etkenler anlattığım şeyin niteliğini kesinlikle arttırmadığı gibi, odağınızı talep eden daha fazla alan çıkarıyorlar. Eğer ben bir yazarsam, güçlü alanım olan kalemimden çok uzaklaşmamam sizler için daha iyi sonuçlar doğuracaktır. Haliyle benim yazar olduğumdan çok daha müzisyen olan bu insanların size en güçlü taraflarından eserler sunması onlar için de daha iyi olacaktır. 

Bence Spotify’ın bize bu deneyimi -bilerek ya da bilmeyerek- sunması değerliydi. Onların da bu yeni kararlarının sonucunda müzik, süregelen görselleşme gidişatında biraz daha yol almıştır belki de. Ancak tabii ki müziği nasıl dinleyeceğimize yine biz karar veriyoruz. Yazı biterken sizden ricam, en sevdiğiniz şarkıyı açıp dinlemeniz. Başka bir şey dikkatinizi dağıtmadan, anın tadını çıkararak.

Yani, müziğin dışında ve ötesinde hiçbir şey beklemeden, bütün işiniz gücünüz o şarkıyı hissetmek olacak şekilde…

Yazar: Ozan Oruç