img

Bize Ulaşın

  • Üniversite, İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Avcılar Kampüsü İşletme Fakültesi Kültür Kulübü Odası, 34322 Avcılar/İstanbul
  • info@kulturkulubu.com

Yine bir pazartesi.

Bakıyorum öyle. Bazen neye baktığımın bile farkında olmuyorum. Yine bir pazartesi ben dertlerimle boğuşurken dışarıda yağmur yağıyor. Bu döngü beni ele geçirdi. Sanki benzer günleri yaşıyor gibiyim. 

Bu yüzden mi dünyaya geldim? Halbuki bunun olmaması için çok şey yapıyordum. Sanki hiçbir şeyi değiştiremiyorum gibi hissediyorum. Hiçbir işe yaramıyor ve bir şeyleri değiştiremiyorum. 

Bir şeylerin değişmesi gerektiğinin farkındaydım. Zaten hep bununla övünürüm. Kendimin farkında olmakla. İnsan yaşı ilerledikçe hiçbir şeyin farklı olmadığını anlıyor. Evet, farklı şeyler yaşıyor ve farklı şeyler hissediyoruz ama başka şeyler yaşasaydık da biz olmaktan kurtulamazdık. İnsan kendinden kaçamaz. Bu yüzden neyi değiştirsem elimde kaldı. Hiçbir şey kazanamadım. Zaten değişim nedir ki? Evet kendimce değiştirdim bir şeyleri ama buna kim değişim diyebilir ki? 

Ben kendi dünyasında yaşayan küçük biriyim sadece. Arada bir hayal kuruyor, umut ediyorum ama bu kadar işte. Elimden geleni yapmıyor da değilim ama yapabileceğim sadece bu kadar mı? Ben çok hayal kuran, her gördüğünü tutkuyla isteyen biriyim. Bir şeyi yapacaksam tutkuyla yapmalıyım zaten. Öylesine hiçbir şey yapamam. Neden yaptığımı bileceğim mesela. Sonra seveceğim. Bir bağ kuracağım. Bağ kuramadığım hiçbir şeyden memnun olmam.

Yine de insan tuhaf. Bütün bu farkındalığın içinde bile umut etmeyi bırakmıyor. Belki de bu yüzden tamamen kaybolmuyoruz. Aynı günleri yaşıyor gibi hissetsem de içimde bir yer bunun tam olarak doğru olmadığını biliyor. Çünkü ben her seferinde aynı kişi değilim. Aynı yağmur yağsa bile, ona bakan ben, aynı kişi değilim.

Belki değişim dediğim şey büyük kırılmalar değildir. Belki de fark etmeden, içimde sessizce yer değiştiren düşüncelerdir. Bir gün daha az kırılmak, bir gün daha az düşünmek, bir gün biraz daha anlamak…

Kendimden kaçamayacağımı biliyorum. Ama belki de mesele kaçmak değildir. Belki de ilk defa durup kendime bakmayı öğrenmektir. Sürekli değiştirmeye çalıştığım o “ben” ile kavga etmeyi bırakmak… Onu anlamaya çalışmak.

Çünkü belki de ben, değiştirilmesi gereken biri değilimdir. Sadece anlaşılmayı bekleyen biriyimdir.

Ve belki de bütün bu arayış, bir yere varmak için değil; yolda olduğumu hissetmek içindir.

 

Yazar: İrem Günbat