dapoet

Da Poet | Pazar Sohbetleri

Üç Nokta ekibi olarak geçtiğimiz haftalarda başarılı sanatçı Da Poet ile çok keyifli bir röportaj gerçekleştirdik. Umarız severek okursunuz..

 

Sıradan bir soruyla başlayalım. Öncelikle kısaca kendinizi tanıtabilir misiniz?

Benim sahne ismim “Da Poet”.  Yaklaşık 2002’den bu yana hip hop kültürünün içerisindeyim. İlk olarak grafitiyle başladım. 2006’dan bu yana da rap ile ilgilenmeye başladım. Rap’in söz kısmının yanısıra müziğiyle de ilgilendim. Birçok yeraltı albümü yaptım. Ayrıca başka başka albümlerde prodüktörlük de yaptım. Sayısız birçok konser, albüm derken bugünlere geldim. Şu anda, kendi kendime yetebilen bir figür olarak hayatıma devam ediyorum.

 

 

Da poet mahlası nereden geliyor, sizin için anlamı nedir? Biraz bahseder misiniz?

İsmin kaynağı grafiti günlerime kadar gidiyor. Çok genç yaşta başladım grafitiye, 13 yaşımda falan. Genelde erken başlanır zaten bu tip şeylere, erken de bırakılır. Ben bırakamadım işte. Bir isim seçmem gerekiyordu. Gerçek ismim Ozan, ama bu ismi duvara yazamayacağımdan karşılığı olan “Poet” i kullanmaya başladım. İsmin başındaki ‘Da’ eki de şuradan geliyor. Bu ek, Amerikan Slanginde özellikle de bazı aksanlarda “the” olarak kullanılıyor. Ek, bir çok MC ve DJ’de de vardı. Bir tanesi de benim ilk mentorum diyebileceğim “Da Frogg” adındaki DJ’dir. Hâlâ da aktif bir DJ. O’nun Beyoğlu’nda bir plak dükkânı vardı. Benim ilk defa plak gördüğüm, ilk defa yabancı albümleri dinlediğim yerdi orası. Nihayetinde ondan esinlendim. Yâni çok düşünülerek koyulmuş bir isim değil, bu olsun dedim, oldu. İsim bir şekilde kendi anlamını oluşturuyor daha sonrasında. Ortaya koyduğunuz figür ismin altını dolduruyor.

 

 

Müziğe ve hip hop’a başlama serüveniniz nasıl oldu? Da Poet nasıl buralar geldi?

Aslında ailemden gelen bir müzik temelim var. Yine de hip hop farklı ve yeniydi benim için. Gerçekten ilk başlarda çok az bir kitle hip hop dinliyordu. Çocukluğumda “Cartel”, “Nefret”, “Çilekeş “gibi grupların kasetlerini dinledim ve böylelikle tanışmış oldum bu dünyayla. Almanya’dan gelen kuzenlerin getirdiği kasetlerdeki rapleri de dinlerdim. Ve ben de yaparım dedim. Rap ile ilgilenen çevremdeki çocuklarla birlikte bunu yapmaya çalıştım. Böylece başlamış oldum. Bu işlere başlamadan önce de enstrüman çalabiliyordum tabii. Sonrasında işin müzik kısmına, sözlerin altında süregelen müziğe odaklanmaya çalıştım. Bu zaman aldı tabii, çünkü çok fazla mentorum yoktu. Dönem itibariyle internetle olan ilişkimiz de fazla değildi. Derken bir şekilde devam ettim. Olabildiğince çok fazla insanla tanışmaya çalışıyordum. Başka insanlarla tanışınca da bir o kadar kapı açılıyordu tabii. Bizim zamanımızda çok kimse olmadığı için de herkes birbirini tanıyordu ayrıca. Nihayetinde zamanla da yaptığım işin devamı geldi.

 

 

Öyleyse bir de nereye gitmek istediğinizi soralım. Da Poet nerede olmak istiyor? ‘Bu noktaya gelmek istiyorum, o zaman tatmin hissedeceğim.’ dediğiniz bir nokta var mı?

Bazen bunu düşünüyorum. Bu işte tatmin olduğun an bence müzik bitiyor. Herhangi bir sanatsal üretim için de bu böyledir diyebilirim. Doygunluk işi bitiriyor. O yüzden hiç böyle bir amacım olmadı. Hattâ böyle iş konusunda doymuş hissettiğim vakitler rahatsız oluyorum. Oysa yeni şeylere aç olursan müzik de içinde tutar seni. Müziğin içinde olmak istiyorum sadece. Son 10 senedir kariyerime bakarsanız, yenilik gayesini zaten hissedebilirsiniz. Yeni insanlar ve yeni işler… Bu tip bir müzikal anlayışım var benim. Nihayetinde ileride, bundan daha fazla müzik yapabildiğim ama buna rağmen de kafamın rahat olduğu huzurlu bir yerde olmak istiyorum. Hayatın ve her şeyin zaten oldukça zor olduğu ülkemizde, kafa rahat iken müzik yapabiliyor olmak; bir düşünsenize, bir nevi  yarı cennet gibi.

 

 

Hip hop & rap dışında sevdiğiniz müzik janraları neler?

Oldukça çok. Mesela Saykodelik müziği çok seviyorum ama özellikle eski olanları;   yâni 60’lar ve 70’leri. Dinlemeyi en sevdiğim Türkçe müzik tarzı ise Punk. Punk çok seviyorum ya, gizli dinleyiciyim, hattâ bazı zamanlar gidip go-go’s yaptığım da oluyor. Yine enstrümantal hip hop dinlemeyi de seviyorum. Mesela aslında Türk Punk şu an neredeyse hiç yok gibi. Eskiden en azından böyle belli gruplar olurdu, örneğin “The Ayılar” gibi. Şimdi gruplardan ziyade kollektiflere döndü. İşte “Mevzu Records” diye bir topluluk var. Güzel albümler yayınlıyorlar. Onların işlerini takip ediyorum. “Kuaför Cengiz” diye de bir grup var çok seviyorum, plaklarını filan aldım hatta. Türkçe Punk evet çok fazla yok şimdileri, mesela zamanında “Rashit” vardı. Onun dışında bu tip böyle Türk deneysel grupları dinlemeyi de çok seviyorum. Mesela “Nekropsi” benim en sevdiğim Türk gruplarından birisidir. Yakında konseri var, gideceğim.

 

 

Sanatçılık hayatınız boyunca deneyimlediğiniz sizi derinden etkileyen veya her hatırladığınızda güldüren bir olay/an var mı? Özel değilse bizimle paylaşabilir misiniz?

Çok anı var tabii. Güzel bir anı anlatayım sizlere. “90bpm” grubumuz vardı bizim. Bir akşam konserimizi verdik. Beş kişiydik biz. Sonrasında ama dört kişi döndük stüdyoya. Meğersem içimizden birisi uyuyakalmış konser sonrası ses masasında. Sabaha kadar uyumuş kalmış orada. Hatırladıkça gülerim☺.

 

 

İlham aldığınız, söz yazmanıza yardımcı olan veya sizi motive eden biri veya bir şey var mı? Varsa nedir/nelerdir?

Zıtlıklar, absürd olaylar hoşuma gidiyor, etkiliyor beni. Bahsedeceğim konulara kaynak oluyorlar. Söz yazarlığında da etkilendiğim bir çok insan vardır elbet.

 

 

Sizce günümüzde hip hop nereye evriliyor? Evrildiği yön hakkında ne düşünüyorsunuz?

Klasik anlamdaki hip hop maalesef ölüm döşeğinde. Bizim anladığımız şekildeki kültür yitip gitmek üzere. Ve yeniler yetişmiyor. Teknik anlamda daha iyi işler çıkabiliyor, yelpaze de çok genişledi, bunlar olumlu noktalar. Aynı zamanda artık pastadan ne koparırsam kârdır noktasına da gidiyor olay. Sektörleşmesi çarpık gelişmesine yol açıyor.

 

 

Rap’e ait olan diss kültürü hakkında ne düşünüyorsunuz?

Diss yani hiciv, rap’e özgü bir şey değil tabii. İnsana ait bence. Çok eski zamanlardan bu yana hiciv mevcut. Türk halk müziğinde de taşlama vardır mesela. Yani, insanlar birbirini elbette yerer, eleştirir. Rap’teki bu hicve de bizler diss diyoruz işte. Bu normal. Dikkat çekmek için danışıklı dövüş yapanlar da var tabii. Günümüzdeki diss’leri açıkçası pek takip etmiyorum. Twitter kavgasını daha ekonomik buluyorum☺ Nihayetinde diss bana uygun değil, o yüzden de uzun bir süredir yapmıyorum.

 

 

Hip hop ve rap dünyasından işini ve sanatını beğendiğiniz, birlikte bir projede yer almak istediğiniz isimler var mı? Varsa kimler?

Aslında rap alanında Türkiye’de çalışmak istediğim her insanla çalıştım. Şimdileri ise nitelikli, yeni insanlarla iş yapmak istiyorum. Bundan önce çalıştığım insanlar arasında yaptığımız şeylerin yeterli olmadığını düşündüklerim var, onlarla da tekrar çalışmak isterim. “Moğollar” grubunu çok seviyorum, efsaneler çünkü, onlarla iş yapmak isterim. Son zamanlarda beğendiğim bir grup var, ismi “Yasak Helva”. Türk yerel ezgileri rock ile harmanlıyorlar. Onlarla da çalışmak isterim mesela.

 

 

Son albümünüz ‘Kendini Bul’ bizce çok başarılı bir albüm. Albümde old school hip hop parçalarla birlikte modern trap öğelerini içeren parçalar da mevcut. Albümdeki favori parçanız hangisi? En çok hangi parçadan keyif aldınız?

Son Kez Gibi ve Atılgan’ı çok seviyorum. Albüme ismini veren Kendini Bul’u da çok beğeniyorum ve özellikle bu şarkının ikinci bir örneğinin olmadığını düşünüyorum, teknik ve müzik yaklaşımı anlamında. Birçok kombinasyonu içinde bulunduran bir albüm, Kendini Bul. Albümü oluştururken  mümkün olduğunca klişeye girmekten çekindim. Mihenk taşı olabilecek bir şey olsun istedim.

 

 

Son bir soruyla röportajımızı bitirelim o halde. Gelecekte gerçekleştirmek istediğiniz yeni bir planınız veya projeniz var mı? Bizi neler bekliyor, heyecanlanmalı mıyız?

Gelecekte Barış Demirel’le olan projede yeni şarkılar ve konserler var. Prodüksiyonlara da devam edeceğim. Beattape3 yakında bitiyor, önümüzdeki süreçte o da çıkacak. Bir süredir film, dizi müzikleri de yapıyorum. Bunlara devam edeceğim. Bir çok hayalim de var tabii, planlanmayı bekleyen. Umarım ileride onlara da odaklanırım.

 

 

Hesabında paylaş

Share on facebook
Share on google
Share on twitter
Share on linkedin
Share on pinterest
Share on print
Share on email
X