İnceleme: Resident Evil Requiem
Bu sene GTA 6’dan sonra en çok beklediğim oyun olan Resident Evil Requiem hakkındaki deneyimlerimi ve görüşlerimi sizlerle paylaşmak isterim. Başlarken biraz da kendimden ve seriden bahsetmesem olmaz.
Kendimi bildim bileli video oyunlarıyla aram iyidir. Erken yaşlarda bilgisayarla tanıştığım ilk andan bugüne kadar oyun oynamadığım veya oyunlarla ilgili herhangi bir içerik tüketmediğim günler sayılıdır diyebilirim. Belli bir yaşa kadar ortalama bir erkek çocuğu gibi ben de yarış, spor, MMO, MOBA, GTA ve shooter oyun türleri döngüsündeydim. Bu döngüyü yaklaşık 15 sene önce PewDiePie’dan Amnesia videoları izleyerek kırmaya başlamıştım. “Survival Horror” türüyle 9-10 yaşlarında Youtube videolarıyla tanışmış olsam da kendi başıma baştan sona Alien: Isolation’ı 15 yaşında bitirmiştim. Tek başıma hiçbir yerden spoiler yemeden Alien: Isolation oynayıp bitirmek bana yepyeni bir dünyanın kapılarını bir daha kapanmamak üzere açmış oldu.
Resident Evil serisiyle de E3 2016’da serinin yeni ana oyunu Resident Evil 7’nin duyurulmasıyla tanıştım. Daha önce bu ismi duymuş olsam da o dönem son çıkan oyunları serinin kendi standartlarının altında kaldığı için ilgimi çekmemişti. E3 2016’daki duyuru fragmanı ve birkaç ay sonra çıkan oynanabilir demo serinin hayranlarında dahi heyecan yarattığı için benim de radarıma girmiş oldu.
Yedinci nesil konsollarda düşüşe geçen seriyi tekrar canlandırmak için harekete geçen Capcom, 1.5 sene gibi olağanüstü kısa bir geliştirme süresinin ardından 2017’nin başlarında Resident Evil 7’yi piyasaya sürdü. Oyuncuların gözünde beğenilmekten de öte kesinlikle oynanması gereken klasikler arasına girmeyi başardı. Bu başarının ardından 2021 yılında aynı hikayenin devamı olan Resident Evil: Village yayınlandı.
Village’ın üstünden 4 sene geçtikten sonra yeni bir devam oyunu bekleyen hayranlar 2025 Summer Game Fest sunumunda istediklerini aldılar. Her yeni fragmanda heyecanı daha da artırmayı başaran geliştirici Capcom, yılın oyun ödüllerinin dağıtıldığı The Game Awards etkinliğinde de gösterdikleri yeni fragmanla serinin ikonik karakterlerinden Leon S. Kennedy’nin yeni oyunda yer alacağını duyurdular. Kişisel olarak ben de o fragmanı izledikten sonra oyunu satın almaya karar vermiştim.
Oyun ABD’nin orta batı bölgesinde bir FBI ofisinde alelacele rapor hazırlamakla uğraşan genç Grace Ashcroft’un, annesinin katledildiği otelde saha araştırması yapması gerektiği ve bulgularıyla Wrenwood Hotel ve civarındaki şüpheli ölümlerle alakalı rapor yazması istendiğini öğrenmesiyle başlıyor. 8 sene önceki travmasını hâlâ dün gibi hatırlayan Grace, oldukça isteksiz ve huzursuz bir şekilde olay yerine ulaşıyor fakat yangından harabeye dönmüş otelin içinde yalnız olmadığını kısa süre içinde fark ediyor. Otelin içinde bulduğu bir fotoğrafın arkasında kısa bir notla beraber oda anahtarı bulduktan sonra temkinli bir şekilde odaya gidiyor. Odaya girdikten sonra yatağın üstünde kendisi ve annesinin çeşitli fotoğraflarıyla karşılaşıyor ve bu fotoğrafları görmesinin üstüne annesini kaybettiği güne geri dönüyoruz. Flashback kısmı bittikten kısa bir süre sonra da otelde aslında bizi bekleyen biri olduğunu öğreniyoruz.
Dr. Victor Gideon, Resident Evil evreninde önemli bir yere sahip olan Umbrella Corporation’da eski bir virüs araştırmacısıydı. İnsanları yürüyen ölülere dönüştüren bu T-Virüs’ünün farklı amaçlar için kullanılabileceğini düşünen Dr. Gideon, araştırmalarının ilerleyen safhalarını satın alıp yerleştiği bir kronik bakım merkezinde olağanüstü bir gizlilikle devam ettiriyor ve karakterimiz Grace’i de -aslında zorla- buraya getiriyor. Grace doktor tarafından kaçırılırken de Leon Kennedy ile oyun içi ilk görüntüleriyle yıllar sonra hasret gideriyoruz.
Oyunun Grace Ashcroft ile oynadığımız kısımları özellikle sınırlı envanter ve cephaneyle birlikte korku/gerilim odaklı bir oynanış sunarken, Leon ile oynadığımız bölümler de Leon’un başrolünü üstlendiği eski klasikler gibi bol aksiyon ve vahşet temelli bir deneyim vadediyor. Karşınıza zombi çıktığında Grace ile oynarken verdiğiniz tepki Leon ile oynarken verdiğiniz tepkiden epey farklı oluyor. Leon’un geçmiş oyunlardan da bildiğimiz gibi yaklaşık 30 yıldır bu yürüyen ölülere karşı tecrübeli ve mühimmatlı olması işini kolaylaştırırken, daha eline doğru düzgün silah almamış Grace’in bazı yerlerde arkasına bile bakmadan koşmak dışında çaresi kalmıyor. “Sen hangisini tercih edersin?” diye sorarsanız hiç düşünmeden Grace ile yaşadığım korku ve gerilim dolu anları tercih ederim tabii ki. Fakat bu kesinlikle Leon’un kısımlarını beğenmediğim anlamına gelmiyor. Tabancamda 2 mermi kalmışken içi korkunç yaratıklarla dolu basık bir mekanda bulmaca çözmeye çalışmak daha çok hoşuma gidiyor. Bu ışıltılı hayatı da ben istiyorum yani!
Ben ilk oynayışımda modern standart zorlukta 10 saate yakın bir sürede bitirebildim. Oyunun teknik olarak 3 tane zorluk seviyesi var fakat standart zorluk modern ve klasik olarak ikiye ayrılıyor. Standart zorlukların temel farkı save sisteminde. Oyunda autosave sistemi olsa da kendiniz isterseniz oyunun belli yerlerinde bulunan daktilolarda save alabiliyorsunuz. Modern standartta oyun size istediğiniz kadar save alma imkânı sunuyor, klasik modern zorlukta ise daktilolarda save almak için etraftan bulduğunuz ya da kendi imkanlarınızla ürettiğiniz mürekkepleri kullanmanız isteniyor. Bu sınırlı mürekkep sistemi oyunun asıl en büyük zorluğu Insanity modunda da mevcut ve bu zorlukta mürekkep bulmak ve üretmek çok çok zor. Insanity zorluğu standarttan ayıran asıl özellik bu değil tabii ki. Insanity’de hem düşmanlar çok daha zor ölüyor hem etraftan bulduğumuz kaynaklar çok daha sınırlı. Zorluklar dışında oyunun challenge ve ödül sistemi sizi hikayeyi tekrar tekrar oynamayı ve her oynayışınızda farklı deneyim yaşamayı mümkün kılıyor. Bitirdiğiniz challengelar size harcayabileceğiniz krediler kazandırıyor ve bu kredilerle sınırsız mühimmat, kırılmayan balta/bıçak gibi işinizi Insanity modda bile oldukça kolaylaştırabilecek ödüllere erişebiliyorsunuz. Bu sene Resident Evil dışında başka oyunlara da çok vakit ayırdığım için hikayeyi diğer zorluklarda ikinci kez bile oynamaya başlamadım. Kasım’da GTA 6’yı milyarlarca -beklediğimden hızlı sıkılırsam milyonlarca- saat oynayıp kenara attıktan sonra ilk işim Requiem’i klasik standart ve Insanity modunda bitirmek olacak.
2026 GTA 6’nın yılı olmasaydı kesinlikle Resident Evil Requiem’e yılın oyunu derdim. GTA 6’yı daha çıkmadan nasıl yılın oyunu yaptığım sorulmadan savunmamı yapmak istiyorum. GTA 6 bu, Rockstar Games’den bahsediyoruz. GTA 5 ilk oynadığımda 11 yaşındaydım. Red Dead Redemption II de hayatımda oynadığım en iyi oyunlardan bir tanesi. Bizi 13 sene bekletip de sadece “Çok iyi.” deyip geçeceğimiz bir oyun çıkaracaklarını asla düşünmüyorum. İşi oyun eleştirmenliği olan biri de olmadığım için, daha oynamadığım bir oyuna rahatça yılın oyunu diyebiliyorum tabii ki.
Resident Evil Requiem oynayacak imkanınız olmasa bile YouTube’dan izlemeniz gereken bir oyun olduğunu düşünüyorum. Resident Evil filmini beğendiyseniz önceki oyunlara da göz atarak evrenin işleyişini ve genel hikayeyi öğrenmenizi şiddetle tavsiye ederim. 30 yıllık bu serinin yeni çıkan filmiyle birlikte daha geniş kitlelere yayılması beni çok mutlu eder açıkçası.
İlk yazımı sonuna kadar okuduysanız içtenlikle teşekkür ederim. Devamını getirmek dileğiyle, görüşmek üzere!

